https://youtube.com/watch?v=sb8wKiUAEms

Ali Cirit,  Hayrât Vakfı Küçükçekmece Temsilcisi

Birinci Şua, On Altıncı Ayet

لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا هُدًي وَ شِفَٓاءٌ  (Fussilet,44) Şu şifâlı âyet, çok zamandır benim derdlerimin şifâsı ve ilacı olduğu gibi; eczâhâne-i kübrâ-yı İlâhiye olan Kur’ân-ı Hakîm’in tiryâkî ilaçlarından, Risâle-i Nûr eczâlarının kavanozlarından alarak, belki bin ma‘nevî derdlerime bin kudsî şifâyı buldum. Ve Resâilü’n-Nûr şâkirdleri dahi buldular. Ve fenden ve felsefenin bataklığından çıkan ve tedâvisi çok müşkil ve zındıka hastalığına mübtelâ olanlardan çokları onunla şifâlarını buldular. İşte her derde şifâ olan Kur’ân’ın ilaçlarının bu zamanda bir kısım kavanozları hükmünde bulunan Resâilü’n-Nûr dahi, bu şifâdâr âyetin bir medâr-ı nazarı olduğuna kuvvetli bir emâresi şudur ki, bu âyetin makam-ı cifrîsi olan bin üç yüz kırk altı adedi, Resâilü’n-Nûr’un bin üç yüz kırk altıda (m. 1930) şifâdârâne etrafa intişârının tarihine ve Mu‘cizât-ı Ahmediye (asm) nâmında olan risâle-i hârikanın zaman-ı te’lîfine tam tamına tevâfukudur. Şu tevâfuk, hem münâsebet-i ma‘neviyeyi te’yîd ve onunla teeyyüd eder, hem remizden işaret derecesine çıkarıyor.

Dersi metninden takip etmek için:

– Latincekulliyat.risaleonline.com/#!sikke/73

– Sorularınız içinwww.risaleonline.com