© Hayrat Vakfı – http://www.hayratvakfi.org / http://www.hayrat.tv

Yirmidördüncü Söz, Beşinci Dal, İkinci Meyve
Eğer desen: “Şu küllî, hadsiz ni‘metlere karşı nasıl şu mahdûd, cüz’î şükrümle mukābele edebilirim?”

Elcevab: Küllî bir niyetle, hadsiz bir i‘tikād ile. Meselâ, nasıl ki bir adam, beş kuruş kıymetinde bir hediye ile bir padişahın huzuruna girer. Ve görür ki, her biri milyonlara değer hediyeler, makbûl adamlardan gelmiş. Orada dizilmiş. Onun kalbine gelir: “Benim hediyem hiçtir, ne yapayım?” Birden der: “Ey seyyidim! Bütün şu kıymetdar hediyeleri, kendi nâmıma sana takdîm ediyorum. Çünki sen onlara lâyıksın. Eğer benim iktidarım olsa idi, bunların bir mislini sana hediye ederdim.” İşte hiç ihtiyacı olmayan ve raiyetinin derece-i sadâkat ve hürmetlerine alâmet olarak hediyelerini kabul eden o padişah, o bîçârenin o büyük ve küllî niyetini ve arzusunu ve o güzel ve yüksek i‘tikād liyâkatini, en büyük bir hediye gibi kabul eder.